ANKARA - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İran'ın Nükleer Programına ilişkin yapılacak takas işlemlerinin Türkiye'de olmasını İran'ın kabul ettiğini belirterek, 'Viyana grubu ne yazık ki, bizde buna 'ipe un sermek' derler, ipe un serdi. Bu da hoş değildi' dedi.
Erdoğan ve İngiltere Başbakanı David Cameron ile Başbakanlık Merkez Binada gerçekleşen görüşmelerin ardından, ortak basın toplantısı düzenlediler.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Erdoğan, Gazze ile ilgili bir soruya, Gazze'de, şu anda insanların bir açık hava hapishanesinde yaşadığını, sürekli olarak saldırı ve baskılar altında bir yaşam sürdürdüklerini söyledi. Gazze'nin fosforlu bombaların kullanıldığı bir alan haline geldiğini, orada yediden yetmişe bin 500 insanın öldürüldüğünü, 5 bininin de yaralı kaldığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
'Alt yapı, üst yapı tamamıyla yıkıldı. BM binaları dahil olmak üzere bu orada oldu. Şu anda hala oralara kimse giremezken, inşaat malzemeleri sokulmazken... Buna müsaade etme noktasında, bu amborgonun kaldırılmaması gerçekten bir dramdır ve insanlığın buna seyirci kalması düşündürücüdür.'
CAMERON SİZE, BLAIR'İ HATIRLATIYOR MU?
Annesi Türk olan Alexander Ekrem Barker isimli bir İngiliz gazeteci de, 'Türkiye'yi seven, genç dinamik İngiliz bir Başbakan Türkiye'ye geldi. David Cameron, size Tony Blair'i hatırlatıyor mu, yani Daha iyi arkadaş olacak mısınız?' diye sordu. Soru iki Başbakanı da güldürdü.
Aynı gazetecinin 'Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri çok gerilimli ve İran ile müeyyideler konusunda Türkiye 'hayır' kullandı. Farklılıklar konusunda daha dürüst olmak gerekmiyor mu?'sorusuna Erdoğan, 'Her şeyden önce yaptırımlar konusunda tavrımız bizim belliydi. Çünkü ortada bir Tahran Sözleşmesi var. Bu Tahran Sözleşmesi'ne giderken bu işin nedenleri var, temel nedenleri var. Bu temel nedenler de bir derecede bu işi diplomatik yollarla çözme sürecidir. Bizlere, dünya siyasetinde yer alanlar olarak, uluslararası diplomasiyi çalıştırmak dünya barışı için en önemli yoldur. Bu adımı da atarken, biz uluslararası hukuka saygılı olmayı hep öne çıkardık' karşılığını verdi.
BÖLGEMİZDE NÜKLEER SİLAH İSTEMİYORUZ
İran ile ilgili konuda, uluslararası hukukun gereğini yerine getirdiklerini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
'Biz, ihtimaller üzerinden konuşmadık. İhtimalleri değerlendirmedik. Türkiye olarak bizim duruşumuz bellidir. Biz, bir defa şunu bilmemiz gerekiyor; nükleer silah olan bir ülke değiliz. Bölgemizde de nükleer silaha karşı olan bir ülkeyiz. Kim de olursa olsun, biz bölgemizde nükleer silah istemiyoruz. Fakat bu konuda konuşanlar kimler diye baktığımızda -bu konuda konuşanlar da tabi kendilerinde nükleer silah olanlar- diyorlar ki; 'her ne kadar biz de nükleer silah varsa da sizde olmayacak' diyorlar. Biz de diyoruz ki; İran'da nükleer silah var mı? Şu anda yok, ama denilen ne? ileride yapabilir.
Bana göre, Tahran Anlaşması'nın en önemli kısmı şudur; Bir Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na üyedir. İsrail'de üyedir. Fakat İran MPT kurallarına uymayı kabul ediyor, ama öbür taraf etmiyor. Böyle bir durum da var. 'Takas işlemleri 'dendi, Türkiye'de takası İran kabul etti. Bunun karşısında Viyana Grubu, ne yazık ki, ona da 'ip un sermek derler bizde', ipe un serdi. Bu da hoş değildi.
Neticeye gidelim derken, ne yazık ki yaptırımlar devreye girdi. Yaptırımlar devreye girince, biz de tabi Tahran Anlaşması'nın altına imza koymuş bir ülke olarak Türkiye'nin halk arasındaki ifadesiyle 'Tükürdüğümüzü yalayamazdık', dürüst olmamızın gereği de buydu. Ama şunu teyit ederek söylüyorum ki; kesinlikle biz bölgemizde nükleer silah olmasını istemiyoruz ve bunu da sürekli olarak İran'a bugüne kadar hep telkin ettik, ediyoruz.
Dışişleri Bakanım, İran Dışişleri Bakanı, Brezilya Dışişleri Bakanı yine biraraya geldiler. İran beklenen üç başlık hakkında sözünü yine verdi. Bu sözünün gereğini de yerine getirmek için adımlarını attı. Mektubunu Viyana'ya göndermiş vaziyette. Bunlar, hep diplomasi yoluyla olan ve Amerika'nın da şu anda müzakere süreci devam etsin arzusu da var. Diğer Batılı ülkelerin, daimi üyeler dahil olmak üzere, onlar da müzakere sürecinin devamını istiyorlar. Şu anda Türkiye bu konuda böyle bir müzakere sürecinin devamında faydalı olan ve gerek Manuçehr Muttaki ile AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton'un biraraya getirilmesi olayı da başarıldı. Bundan sonraki süreçte de bunları devam ettirelim istiyoruz. Ama bütün olayları diplomasi yoluyla çözelim istiyoruz.'
Erdoğan ve Cameron, ortak basın toplantısı öncesinde Türkiye ile Birleşik Krallık Stratejik Ortaklık Belgesi'nin güncellendiği anlaşmaya imza atılar. Bu anlaşmanın yanında Yunus Emre Kültür Merkezi ile Britsh Council arasında işbirliğine ilişkin anlaşma da yetkililer tarafından imzalandı.
CAMERON'A TARİHİ MEKTUP
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İngiltere Başbakanı David Cameron'a, Osmanlı Sultanı 3. Murat'ın İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth'e yazdığı cevabi mektubu takdim etti.
Edinilen bilgiye göre, mektupta, "dost ve düşmana karşı birlikte hareket edildiği ve iki ülke arasında imzalanan anlaşma şartlarına uyulduğu takdirde, İngiliz tüccarlara kimsenin haksızlık etme ihtimalinin olmadığı, eskiden Osmanlı padişahları ile dostluk edenler nasıl saygı görüp himaye edilmişlerse, kendilerine de o şekilde muamele edileceği, İspanya'da esir olan Müslümanların İngiltere tarafından kurtarılmasının memnuniyet verici olduğu, İngiltere'ye yardım için ilkbaharda büyük bir donanmanın gönderileceği" gibi hususların yer aldığı öğrenildi.
İLİŞKİLER ALTIN ÇAĞINI YAŞAMAKTADIR
Başbakan Erdoğan, Cameron'un, mayıs ayında İngiltere'de düzenlenen seçimler sonucunda oluşturulan hükümetin başbakanı olarak Türkiye'ye ilk resmi ziyaretini yaptığını söyledi. Cameron'un kısa sürede Türkiye'ye yaptığı bu ziyaret sebebiyle teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:
'Bildiğiniz üzere İngiltere ile siyasi, ekonomik, ticari, kültürel, her türlü alanda yoğun görüşmelerimiz, çalışmalarımız var ve şu anda diyebilirim ki, sürekli olarak tırmanan bu ilişkiler dizisi içerisinde aramızdaki ilişkiler altın çağını yaşamaktadır.'
Erdoğan, konuk Başbakan ile bölge itibarıyla Türkiye'nin konumunu, İran, Irak, Suriye ve Ortadoğu ile ilgili konuları görüştüklerini belirterek, şunları söyledi:
'Hepsinden anlamlısı Kıbrıs ile ilgili görüşmelerimiz oldu. 3 garantör ülke olarak gerek bu sürece ne gibi katkımız olabilir, bu süreci hızlandırmak suretiyle bu yıl sonuna kadar bunu bitirebilir miyiz, bitirme kararlılığımız var mı, bu konuda bir görüş alışverişinde bulunduk. Ben aynı iradeyi Sayın David'de de gördüm. Bu sürece Dışişleri Bakanlarımızın müşterek çalışmalarıyla ciddi katkılarının olacağına inanıyorum. Onların çalışmaları neticesinde bir araya gelmek suretiyle tabii ki bu gayretlerimizi daha da artıracağız. Konuyla ilgili olarak da özellikle bu süreçte alınacak netice inanıyorum ki Kıbrıs ile ilgili tüm şu ana kadar olan olumsuz sürecin olumlu yönde gelişmesine vesile olması sebebiyle tarih açısından bizlerin de hayırla yad edilmesine vesile olacaktır.'